HABER ARŞİVİ    |    GÜNCEL    |    ÖZEL HABER    |    SİYASET    |    KÜLTÜR SANAT    |    EKONOMİ    |    FOTOHABER    |    SPOR
 
 
Eğitim Dünyası ve Biz!..


1 Kasım 2016 Salı 13:07

İçerisinde öğretim unsurunu da barındıran eğitim konusu, hemen herkesin önemsediği bir alandır. Hepimiz, geleceğimizin teminatının iyi ve doğru eğitim sağladığımız çocuklarımızın elinde olduğundan eminiz. Ancak bu işin önemini ne derecede kavradığımız konusunda birçoğumuzun derin kuşkuları vardır. Son 14 yıl içerisinde asgari dört beş kere el değiştirmiş olan M.E.B. lığının yaklaşımları, korkarım bizlere umut vermiyor.

 

Çağdaş bilimsel öğretim yerine dogmatik verileri temel alacak görüntüsü veren 4+4+4 diye formüle edilmiş bir modeli öngören sistem, günümüzün beklentilerine yanıt verebilecek bir eğitim sistemi olarak bizlere güven vermiyor.  Tüm bunların yanında, adı sanı ile birlikte oturmuş bir öğretim düzenine sahip okulların adına “Proje okullar” denerek kısmen deforme edilmekte oldukları izlemek bizleri üzüyor.

Eğitim sistemleri hemen her ülke düzeyinde hiyerarşik yapılanmalardır denebilir.  Öncelik matematik dersleridir, ikinci sıraya fen bilgileri alınır, üçüncü grup ise sosyal bilimler ve edebiyat derslerine ayrılmıştır.  Resim, müzik ve beden eğitimi türü yetenek isteyen dersler ise olmazsa olurlar kategorisine hapsedilmiştir.  Bu düzenleme ile eğitim ve öğretim sistemi kafalara hapsedilecek bilgilere öncelik tanıyor denebilir.  Ama kafayı taşıyacak ana unsur olan insan bedeni nerede ise bu düzenin yokları olarak sayılmasa bile olsa olsa yardımcı bir faktördür gözü ile bakılır!

Bu tür geleneksel eğitim sistemi, genellikle endüstri ve sanayi toplumunun gereksinimleri öne çıkarılarak düzenlenmiştir.  Eskiden bizim eğitim düzenlememizde böyle iken, şimdiler manevi dünyanın gizli alemi dikkate alınarak ele alınması öncelik kazanmıştır denebilir.  Ama ister klasik eğitim düzeni ve ister maneviyatı öne çıkaran yeni sistem olsun, çocuklarımızın zekasını ve yaratıcılık ruhunu öne çıkartmak yerine, eline diploma denen bir lisans belgesi verebilmek esasına göre çalışır.  Arkasından da iş bulabilmek için tercihler sıralamasını etkileyecek olan master ve doktora yapmak ihtiyacı doğar.  Sonunda da akademik bir enflasyona boğulmuş eğitim dünyası ile karşı karşıya kalmak riski ile boğuşuruz.  UNESCO, gelecek 30 yıl içerisinde akademik enflasyonun zirve yapacağını ve eğitime yatırılan kaynakların ve manevi yatırımların ziyan olabileceğini bizlere duyurmaktadır.

Eğitim, hemen her çocukta olduğuna inandığımız yaratıcılık zekasını baltalamaktan kaçınmalıdır.  Eğitim sistemleri çocukların yeteneklerini değerlendirmek yerine, bazen ebeveynlerin çocuklarından beklentilerini ve bazen de toplumu yönlendiren yönetim kadrolarının kendi iradeleri ile ortaya koymak istedikleri idealleri gerçekleştirmek üzere zemininden kaydırılarak deforme edilebilmektedir.  Özellikle günlük eğitim düzeninde çocuğun yapabileceği bazı küçük hataları suç olarak görerek cezalandırmak yöntemi, çocuklarımız için yaratıcılık ruhlarına vurulan onarılması zor darbelerdir.   Bunun yerine çocuğun yaptığı hatayı hoşgörü sınırları ile düzelterek çocuğun hatasını yaratıcılığa çevirmek becerisini göstermek, işte eğitimin ta kendisidir.

Eğitim sistemi, çocuğun entelektüel yapısını inşa etmek zorundadır.  Bu amaçla önce çocuğun kendi kapasitesince var olan zekasını öne çıkarmalıdır. Bu az veya üstün zeka, deneysel eğitim modelleri ile geliştirilmeli ve çağdaş sorunları idrak edebilecek dinamik zeka haline taşınmalıdır.  Bu eylem, çocuktan beklediğimiz kendisini tanıma ve kendine özgü gelecekteki rolünü seçebilmek özgürlüğü ile tamamlanınca, adına çağdaş eğitim dediğimiz yapı inşa edilmiş olabilir.

Eğiticiler, çocukların dikkat azalması ve öğrenme güçlüğü ile gelişen yaramazlıklarını öne çıkararak çoklukla yaka silkerler.  Günümüzde adına ‘hiperaktivite’ denen ve çocuk gelişmesi adına patolojik sayılan bu tür sorunların, belki de çocuğun gerçek mesleğini arayışı olabilecek bir cins şifreler olabileceğini de eğitim sistemi içerisinde yer verilen uzmanların çözümlemesine gereksinim vardır ve bu karara saygı duyulmalıdır.  Bu tür örneklerin kafasında ve bedensel alt yapısında, örneğin bazen sportif bir meslek arayışı veya bazen balerin ve balet ruhlu sanatçı dinamizmi yer alabilmektedir. 

Finlandiya, uzun süre önce eğitim sistemini rehabilibite etmek üzere kollarını sıvamış ve çok başarılı olarak dünyanın eğitim seviyesi en birinciye gelen ülkesi olmuştur.  Konuyu merak eden Amerikalı yönetmen Micheal Moore, oradan şu izlenimlerle dönmüştür.  Kısaca;

  •  Öğrencilere ev ödevi verilmiyor ve okula gitmek süresi haftada 20 saatte kalıyor;
  • Öğrencilere oyun oynamak, beyinlerine dinlenme zamanı bırakmak, sosyalleşmeleri ve çevrelerini tanımak için bolca zaman bırakılıyor;
  •  Eğitim sırasında teorik çalışmalar yanında basit pratik çalışmalar yaptırılıyor;
  • Çocukların mutlu olabilmeleri için her fırsat değerlediriliyor.
  • Öğretmenler ise asgari beş yıllık yüksek öğretimden geçmiş yüksek lisanslı kişilerden seçiliyor ve insanca yaşamalarına yetecek kadar maaş veriliyor.

Özetle; eğitim ve öğretim sistemi bizim gerçek zenginliğimiz olabilir.  Ancak gerek ebeveynler ve özellikle gerekse devletler, çocukların hemen hepsinde var olan zeka pırıltılarını ve yaratıcılık yeteneklerini köreltmeden, doğru eğitim sistemini kurarak çocuklarımızı geleceğe hazırlamalıdır ve bizlerin geleceğini de  böylece teminat altına almalıdır!..

                                                                                     Erdal Akalın (31.10.2016)





 
  HABER ARA
 
 
  
  FLAŞ HABER
  EN ÇOK OKUNAN
  • Bu Ay
  • Bu Hafta
  • Dün
  • Bugün
 
  SOSYAL MEDYA

 




 
 
ANASAYFA İLETİŞİM KÜNYE GÜNCEL HABERLER SİYASET HABERLERİ SPOR HABERLERİ GİZLİLİK İLKELERİ

 

fotohaber.net | İnternet Gazetesi | Resmi Web Sitesi | Siteden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
fotohaber.net © Copyright 2005-2024 Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz, kopyalanamaz, kullanılamaz.

URA MEDYA