Hüseyin SUNGUR | 3.NEŞTER | FOTOHABER.NET
 


 
 
             HABER ARŞİVİ    |    GÜNCEL    |    ÖZEL HABER    |    SİYASET    |    KÜLTÜR SANAT    |    EKONOMİ    |    FOTOHABER    |    SPOR
 
 

   
image

Yazı Tarihi : 28.11.2019 20:17:44 | E-Mail : sungur.sungur1@gmail.com


Hüseyin SUNGUR
3.NEŞTER

Bugün , 28 Kasım 2019 günü, yalnızca TÜRKİYE değil, tüm gezegenimiz çok ciddi bir varlık / yokluk yahut varoluş / yokoluş ikileminin içinden geçmektedir.

Görebildiğimiz kadarıyla, DÜNYA/ gezegen VAROLUŞ tarihimizin hiçbir döneminde, bu denli çok boyutlu/değişkenli , topyekûn bir “kriz” aşamasına gelmemiştik.

Öylesine sinsi ilerleyen bir kriz ki, milyonların akledebilme, fark edebilme YETİLERİNİ, milyonların elinden, kendi rızaları ile alabiliyor.

Bu krizin birinci derecedeki “sorumlusu” , emperyal / kapitalist “batı” uygarlığı(!) ve onu , her türlü üretimini sürekli satın alarak , yaşamını sürdürmesini sağlayan, ARAP esaslı , İslam dünyasıdır.

“” Bizler ve bizlerden sonra gelebilecek birkaç kuşak içinde insanlığın bir geleceğinin olup olmadığı sorusu bir cevap bulacaktır.

Tarihte hiçbir kuşak böylesine ağır bir yükün altında kalmamıştır. Ve tarihteki hiçbir kuşak, böyle bir yükün altından kalkmak için böylesine hazırlıksız değildir.

Neden bu birkaç kuşak önemlidir? Neden bu birkaç kuşağın yaşamı içinde bir dar boğazdan geçilebilecek ya da geçilemeyecektir?

Bu yok olma tehlikesini atlattığı takdirde insanlığın önünde sınırsız ufuklar açılır. Adeta ölümsüzlüğü varır. Ama aşamazsa kısaca yık olacaktır. Bu anlamda bir dar boğazdan söz ediyoruz. Ama açılacak ufuklar hakkında bir fikir sahibi olunabilmesi için başka darboğazlardan örnekler verelim.

 

Birçok farklı kullanım alanları bulunmakla birlikte, Popülâsyon/ NÜFUS genetiğinde ve biyolojide de Almancada “Şişe Ağzı” diye çevrilebilecek, Türkçede “Darboğaz” diye karşılanabilecek bir kavram vardır.

Bununla bir popülâsyonun ( bir nüfus öbeğinin )  neredeyse yok olmanın eşiğine gelecek kadar azalması, ama bir şekilde bu darboğazı atlattıktan sonra tekrar çoğalıp yayılması kastedilir.

Bu genetik analizlerle kolaylıkla gözlemlenebilmektedir. Çünkü böyle bir darboğazdan geçen popülâsyonun, genetik çeşitliliği korkunç azalır, sonra bir büyüme olduğunda çok az sayıda kalmış bireylerin özellikleri bütün diğer sonraki kuşakları ve popülâsyonları belirler. Ama bu yeni popülâsyonların genetik çeşitliliği, dar boğazdan geçerken yok olmuş popülâsyonun çeşitliliğinden çok daha azdır.

Örneğin, dünyanın en hızlı koşan canlısı denen Çitaların bugün yaşayan örnekleri, neredeyse ikiz kardeşler kadar birbirlerine yakındır. Bu onların bir zamanlar çok küçük bir popülâsyona kadar düştükleri neredeyse yok olmanın eşiğinden döndüklerini göstermektedir.

Atlar da benzer durumdadır. Anavatanları Kuzey Amerika olan atların içinden küçük bir popülâsyon Asya’ya geçerek atların varlığını sürdürebilmiş, Amerika kıtasındaki atların ise (muhtemelen oraya geçen insanlar tarafından yok edilerek) soyu tükenmiştir. At binlerce yıl sonra İspanyol fatihler tarafından tekrar anavatanına götürülmüş ve onların yabanlaşanlarından Mustanglar ortaya çıkmıştır.

Şimdi bir an için o küçük at popülâsyonunun, Behring boğazı üzerinden Amerika’ya giden insanlara ters yönde Asya’ya geçmeyi ve Asya bozkırlarında tekrar üreyip çoğalmayı başaramadığını var sayalım. Atların soyu tükenmiş olacaktı Mamutlar gibi.

Ama o küçük popülâsyon Asya’ya geçerek, yani dar boğazdan geçerek At türüne yepyeni ufuklar açtı. Bugün artık atın üretim aracı olarak bir işlevi kalmamasına rağmen, bir spor aracı olarak; insanlara bir dost olarak yepyeni ufuklara yelken açtığını görüyoruz.

(Atların olmadığı bir eski dünya karalar topluluğunda tarih muhtemelen çok başka yollar izleyecekti. Yani yaşadığımız tarih aslında yaşanabilecek sonsuz tarihten sadece biridir ve tarihin her anı böyle sonsuz belirsizliklerle doludur.)

 

Ama ne dersek, nasıl dersek  diyelim, yarınımızı , tüm gezegen ZİHNİYET ortalamamızın kalitesi, farkındalığı, bilinç sevyesi TAYİN EDECEK…

 

Tamam mı!

Devam mı!

Çin Hindistan uzay yarışına katılmış.

Çin, AY’ın karanlık tarafına roket indirmiş.Orda, öteyi-beriyi kazıp, maden aramaya başlamışlar’lar lar lar…

 

Öyle kolay işler değil bunlar.

Dünya “” egemenleri”, öyle akşamdan sabaha, barut deposonunun fitilini ateşler gibi, roketlerine(!!!) binip, ALİS HARİKALAR diyarına gidemezler.

 

O yüzden, şu andaki varlığımızın, GEZEGEN üzerinde sağlıklı bir biçimde devamını diliyorsak, her türlü martavaldan uzak ; dinden –ideolojiden- masallardan – efsanelerden- ırkçılıktan- ulusçuluktan-   uydurmalardan uzak bir şekilde , elele vererek, YARINI yeniden düzenlemekten başkaca bir çaremiz yoktur.

Çünkü bugüne değin , gezegenimizi, ÖZGÜRLÜKTEN ve toplumsal sorumluluktan korkarak, daima küçük adamlara / HOBBIT desek mi acaba !!! // , üstelik kendi ellerimizle teslim ettik.

 

Kim mi bu “” küçük adam “” !

“ KÜÇÜK ADAM(lar)” , bugün dünyanın içine girdiği cenderenin, kâbusun,cinnetin bizzat nedeni olan “yaratık”, hatta insansılardır.

 

Onlar, dünyanın her yerindedir ;

Bir bakarsın Belçika Kongosu’nda(*), ÖZGÜRLÜK peşinde koşan PATRICE LUMUMBA’yı, palalarla parçalayan MOBUTU ve arkadaşlarıdır.

(*)Bütün bu vahşetten sonra Kongo,zaten ikiye ayrıldı, “ sayelerinde”…

 

Onlar, hiç görmedikleri bir tanrı /Allah /ilâh , her ne ise , hiç göremeyeceklerini bile bile , onun için ;

 

Kabenin etrafını fır dönen…

Ağlama duvarı diye , bir taş yapıya,habire  kafa atan…

Bir kilisede, Meryem diye önlerine konan bir heykele sağını-solunu sürten…

Binbir türlü pisliğin durmadan aktığı Ganj nehrine,kutsal diye kafasını/gıçını sokup sokup, gargara yapan…Ve bu sayede, olur olmaz zamanda, dizanteriden ölen…

Ve daha aklıma gelmeyen , türlü çeşit ruhsal KARAGÖZ/ Hacivat oyunu sahneleyen, sevgiyle(!), şehvetle , ağzının suyu aka aka YAŞAYAN…

 

İşte size KÜÇÜK ADAM VE günahları:

Sana kişisel özgürlük değil ulusal özgürlük vaat ediyorlar. Sana insani öz saygı değil, ulusal büyüklük vaat ediyorlar. 'Ulusal özgürlük"'ve 'devletin çıkarları' ifadeleri bir kemiğin bir köpeğin ağzını sulandırdığı gibi senin ağzını sulandırıyor ve sen onları alkışlıyorsun (...) Onlar seni bir sembole kurban ediyorlar ve sen onları kendi üzerinde iktidara taşıyorsun. Bütün maskeleri düştüğü halde senin efendilerin senin tarafından yükseltildiler, senin tarafından beslendiler."

Küçük adam üzerinde güçlerini uygulamaları için iktidar sahiplerine yetki veriyorsun. Ama kendin dilsizsin; seni temsil etmeleri için güçlülerin ya da kötü niyetli güçsüzlerin daha fazla güçlenmelerine göz yumuyorsun. Her zaman aldatılanın sen olduğunu çok geç fark ediyorsun."

Bugünlük bu kadar yeter…

 



 
  YAZARIN ARŞİVİ
 
  • Kötülüğün sıradanlığı üzerine! 2

  • Bugünlerin kötülüğüne dair

  • ”TARSUS’a“ NOT düşmek

  • BİR İNSANLIK TÜRBÜLÂNSI(*)

  • Çok acılı,köyün delisi hikâyeleri

  • Tarsus-Trabzon Hattı

  • ÖLÜ bir RUH üzerine OTOPSİ denemesi

  • “Düşmanı” Yıpratma Savaşı 2

  • “Düşmanı” Yıpratma Savaşı 1

  • Kısa Pantalonlu Gezintiler 2

  • Kısa Pantalonlu Gezintiler 1

  • Kaçgün 1

  • Postajna Mağarası

  • Görülen Lüzum Üzerine ”TİT” Açıklaması 2

  • Bir Sosyo/Matematik Davranış Olarak Türkiye’nin Gidişatı

  • Sonsuz (Sungur) Bey Tarihi! 3

  • Görülen Lüzum Üzerine ”TİT” Açıklaması 1

  • Sonsuz (Sungur) Bey Tarihi! 2

  • Sonsuz (Sungur) Bey Tarihi! 1

  • İLTİHAP!

  • 6.NEŞTER

  • 5.NEŞTER

  • 4.NEŞTER

  • 3.NEŞTER

  • 2.NEŞTER

  •  
      YORUMLAR
     
    Adınız Soyadınız :

    Yorumunuz          :

    Güvenlik Kodu     : Güvenlik Kodu
    Kod                        :

     

     
      FLAŞ HABER
      HABER ARA
     
     
      
      FLAŞ HABER
      EN ÇOK OKUNAN
    • Bu Ay
    • Bu Hafta
    • Dün
    • Bugün
     
      SOSYAL MEDYA
     
      YAZARLAR
     
     

     




     
     
    ANASAYFA İLETİŞİM KÜNYE GÜNCEL HABERLER SİYASET HABERLERİ SPOR HABERLERİ GİZLİLİK İLKELERİ

     

    fotohaber.net | İnternet Gazetesi | Resmi Web Sitesi | Siteden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
    fotohaber.net © Copyright 2005-2021 Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz, kopyalanamaz, kullanılamaz.

    URA MEDYA