Hüseyin SUNGUR | ÖLÜ bir RUH üzerine OTOPSİ denemesi | FOTOHABER.NET
 


 
 
             HABER ARŞİVİ    |    GÜNCEL    |    ÖZEL HABER    |    SİYASET    |    KÜLTÜR SANAT    |    EKONOMİ    |    FOTOHABER    |    SPOR
 
 

   
image

Yazı Tarihi : 7.05.2020 16:00:06 | E-Mail : sungur.sungur1@gmail.com


Hüseyin SUNGUR
ÖLÜ bir RUH üzerine OTOPSİ denemesi

Biz ( BEN) evvelâ insanım.İNSANCIL olan hiçbir şey bana, yabancı/kötücül ve uğursuz değildir.

İNSANCIL olan.

İNSAN için olan.

İnsanlar(!) “”yalan”” söylerken, TARİH yargıcını unutmamalıdırlar.

Bu ütülenmiş girişten sonra, böyle bir yazıya neden gereksindiğimi,kısaca yazayım da, okurlarımızın içinde, olası, herhangi bir merak itkisi vs kalmasın.

ADAM, hekimmiş, CERRAHPAŞA tıp mezunu.Üstelik, bütün aile bireyleri de hekimmiş, MERSİN’de.

Ne güzel.

Baş üstüne…

AMA hekim olmak, bütün kardeşlerin de hekim olması,hem teoride/kuramda hem de uygulamada, zihinsel açıklığa, özgürlüğe sahip olabilmeyi SAĞLAYAMIYOR.

Tapınma, ister bir din ,ister sosyal bir olgu,ister bir halk kahramanı,bir devlet kurucusu şeklinde ZİHNİNİZDE cisimlensin.

Benim gözümde, az gelişmişliktir.Sizin çok iyi bir HEKİM, mucizeler yaratabilen bir hekim/cerrah,belediye başkanı, başbakan,c.başkanı…

Her ne karın ağrısı ise.

Bu gerçeği değiştirmez.

AZ gelişmişlik ne demektir! ?

İnsan olabilme/özgür bir akla,zihne sahip olup, BİREY –özgür birey OLABİLME yolunda, topal kalma demektir.

Bu topraklar, ÜZÜLEREK söylüyorum, kökü çooooook derinde olan bir hastalığın yani ÖZGÜR OLAMAMA-BİREY OLAMAMA, onun yerine öteye-beriye tapınma şeklinde İNSAN olabildiğini anlama kolaylığı HASTALIĞINA , kuşaklarını

KURBAN vermektedir.

Bu hastalığı,apayrı bir yazı olarak,uzun uzun anlatacağız.Bakın neler,neler okuyacaksınız.

Hiç kuşkunuz olmasın.

Şimdi AİLE BOYU hekim olan kardeşimizin, bize, kısacık bir sohbet sonucunda, uygun gördüğü “teşhisi” önce verelim, sonra devam ederiz.

KONU,Atatürk idi.Ben,Paşa’ya ,eleştirel yorum getirdim, ortada ciddi kaynak eksikliklerinin olduğunu,bu şekilde Mustafa Kemal’in anlaşılmasının,sağlıksız olduğunu,zaten bu sağlıksız MUSTAFA KEMAL anlatımının,belkide KASTEN, 1938’den beri, yürürlükte olduğunu söyledim.Daha sözün yarısına geldim,gelmedim.Bir banka atemesine gitti, on dakika içinde geldi, teşhisi koydu ve gitti.

Meğerse ben, 65 yıl BOŞ BOŞ yaşamışım!Masada oturan diğer dostlar,sapsarı kesildiler.

Devam ediyoruz ,bu “sevgili ATACI” kardeşimiz merkezinde, ülkemizde olup bitenlere, daha yakından, OTOPSİ düzeyinde bakmaya gidiyoruz.

Buyrun,gidelim…

İşte sorular ve sorunsallar :

1/Bugüne değin yani sana göre BOŞ BOŞ yaşarken(!), kimsenin kara-mavi-yeşil-elâ gözleri için yaşamadık.

Kimseden ama hiç kimseden,doğruluk  ve doğruluğa YOLDAŞ olmak dışında , bir şey beklemedik.

Kimsenin de bizden, başka bir şey beklemesine – ummasına – istemesine göz yummadık.

Kendimize,yıllar önce, pîrlerimize-ustalarımıza söz vererek çizdiğimiz yoldan, bu yaşa kadar, gökler şahidimizdir,milim sapmadık,fikir namusumuzu , her şeyin üzerinde tuttuk.

Bu yolu, insanlık kutlu görevi saydık.

Yoksa biz de bilirdik, 1981 yılının Kasım ayında, “Dersaadet’te “ kalıp,bir baltaya SAP olup, dolap beygirine dönmeyi.

DOLAP BEYGİRİ olmadığımız için,çoğunluğu, en geniş anlamda,yelpazenin tüm dilimlerini,dolap beygiri olarak dolduran ölümcül/vebalılara, hiç şüphesiz, BOŞ  bir iblis olarak görünmemiz, tıbben doğaldır!

(( Meraklısına… Bu hastalıklı halleri anlamak isteyenler, J P REEMTSMA/ vahşeti kavramak-ayrıntı yayınları-----MUSTAFA COŞTUROĞLU / toplumsal çözülme ve sosyal şizofreni: Gündoğan yayınları.Ama maalesef bu iki dehşet kitabın yeni baskıları yok. Belki sahaflardan tedarik edebilirsiniz.

Prf. Serol TEBER / davranışlarımızın kökeni---SAY yayınları… ))

Bugüne değin OTURDUĞUNUZ yerde, katelepsi(*) halinde-halinizi koruyup, yıllarca, YAZIYLA demokrasi ve özgürlük mücadelesi yaptığınızı zannedegeldiniz.

(*) katelepsi, tıbben,insan bedeninin bir an da olsa, canlılığını yitirir gibi olması, biyolojik / dirimsel işlevlerinin,en alt hız sınırına inmesi gibi bir şey.)))))

Bu hastalıklı haliniz halen devam ertmektedir.Oysa hastalığınızın kökü,çok uzun geçmiştedir.YANİ mazidedir.

MAZİ’yi,bir bilgi alanı olarak benimsemediğiniz için,siz küfretmeyi, öte yakada duranlar da, TAPINMAYI seçtiler.

Her ikiniz de hastalıksınızı,ancak farkında değilsiniz.

2/ DEMOKRASİ cephesini,birinci kuvayı milliye başbuğu MUSTAFA KEMAL PAŞA’dan ,devralabildiniz mi!

HAYIR, alamadınız değil ALMADINIZ.Böyle bir gerekliliği duymsamadınız.

Öte yakada olanların,zaten böyle bir demok’raaa si derdi yoktu ki, devralsınlar.

Tastamam DOKSAN ALTI yıldır,bu kara toprağın bağrında, kuru bir öküz gibi yaşayıp, duruyoruz; her ikinizin sayesinde.

 

3/ KORKU, bütün hastalıkların başı ve kökü olan bir illettir.

Yaşamı, sürekli bir İÇ HİZMET TALİMATNAMESİ gibi görmeye,ona göre ezberlemeye,uygun kişilik geliştirmeye göre düzenlerseniz,kendi dışınızdakileri, BOŞ KÂFİR OPORTÜNİST FIRSATÇI hatta yok edilmesi gerekenler olarak görmeniz, tıbben kaçınılmazdır.

Hele de “tıbbiyeli” siniz ve kabahat zirveniz, bu durumda, bakalım nerelere dayanacak kalan ömrünüzde…

4/ NİHAYET, kuru lâfla—yaş lâfla—yazılı lâfla—okunmuş lâfla ATATÜRK çizgisinde durulmaz, sosyalizm çizgisinde hiç durulmaz.

(( dikkat ederseniz, sağdan hiç söz etmiyorum. Gerekli görmüyoruz,yalnızca…))

BIRAKIN ATATÜRKÇÜ soyut/somut tekerlemeleri, batıcıl demokrasi temcit pilavlarını…

DÜŞÜNDÜĞÜ gibi yaşamayan aydın,uşaktır.

Örgütsüz halk, KÖLE kalabalığıdır.

HALKIN gerçek namusuna , dayanılmaz-bükülmez NAMUSLU doğrulara dayanmayan her parlak söz, ŞARLATANLIKTIR.

 

Her ikiniz de, misli görülmemiş SOSYAL şarlatanlarsınız.

SONUÇ olarak, derim Kİ:

 

"Türkiye'de Cumhuriyet demek, Türk Milleti'nin bağrına oturmuş olan emperyalizmle - despotluğa karşı, yobazlığa karşı- softalığa  , gericiliğe , hırzıslığa karşı KURULMUŞ  bir savunma kalesi demektir!"

Bilir ve söylerim…

---------------/----------------------

Ölü bir RUH üzerine otopsi denemesi

“dünyamıza barış gelir mi!

Önümüzdeki yıllarda,herhangi bir şekilde ,esenlik içinde olabilir miyiz!”

2

Hayır,olamayız.

Olamayız çünkü, İNSAN, insanlaşma sürecinde, henüz yaşamakta olduğu aksaklıkları anlamak,kavramak, gidermek “derdinde” değil.

Çok uzak…

Ufukda, böyle bir olasılık da  görülmüyor.İnsan,henüz , hiç tanımayacağı “gelecek” kuşaklar için kendini feda etmeyi, fedakârlık göstermeyi istemiyor,sevmiyor hatta nefret ediyor.

ANCAK, aklî hiçbir şekilde bilemeyeceği,BAŞKA hiçbir anlamda/düzlemde fikrinin olamayacağı  bir öte dünya fikrine, bu dünya yaşamının , olasılıkla, inanılmaz şehvetininin girdabına, ZİHNEN bağlanarak, eş değer bir “öte zaman-dünya-sonsuzluk-bitmeyen mutluluk” gibi çekim merkezlerinin AVARE KASNAK , sahte çekiciliğine “kapılarak”…

Her türlü baskıcılığa , sırf bu “ beklenti” uğruna, katlanabilmekte.

Tekraren ; dünyevi bir İYİLİĞE,derhal sırtını dönebilmektedir.

Biz “ölü bir ruh “ derken, genelde dünya üzerinde bulunan, “” devlet ulus toplum”” diye sınıflanan  İNSAN kalabalığını, özelde ve özellikle de , bizim topraklarımızın İNSAN faslını dikkate alarak, yazıyoruz.

Ufukda , iyilik çabaları pek görünmemekle birlikte, kendi halindeki, sevimli çabaları da görmezden gelmeyerek, tebessüm etmeyi de ihmal etmiyoruz…

Bu noktada, ciddiyeti ve duyarlılığı , hâlâ gündemde olması gerek , RUSSEL- EINSTEIN  BİLDİRİSİNİN/manifestosunun ( 9 Temmuz1955 )özetle anımsatılmasını uygun buluyoruz.

Bildirinin, tarafımdan, bugünlerin dünya/ TÜRKİYE koşullarına uyarlanarak, bir anlamda yeniden ÖZETLENDİĞİNİ belirtmek istiyorum.

İNSAN TRAJİK BİR HALDEDİR.SORUN,KİTLE İMHA SİLÂHLARININ TEHDİDİNİN ÇOK ÖTESİNDE BİR ENDİŞEDİR.

Bir KİTLE İMHA SİLAHI DÜZENEĞİNİ DURDURMAK İÇİN,NİHAYET DÜĞMESİNE BASAR VE DURDURURSUNUZ.

AMA CEHALETİYLE,ZİHNEN/AKLEN GERİ BIRAKTIRILMIŞLIĞIYLA,BİR DEVLETİN-BİR İNANCIN-KÖR BİR İDEOLOJİNİN YEŞERTİP, BÜYÜTTÜĞÜ SÜRÜ, RAHATLIKLA KIŞKIRTILIP,”” ÖTEKİLERİN”” ÜZERİNE SALDIRTABİLECEĞİ İNSAN KALABALIKLARINI DURDURMAK, CİDDİ DERECEDE  ZORDUR”…

Dolayısıyla, bugün EKİM 2019’DA, Russel-EINSTEIN bildiriminin ötesine gidebilmeliyiz.

Bu satırları,bir devletin/ulusun-bir kıtanın-bir tarihin-bir ırkın(!)-bir inancın- MENSUBU olarak değil.

Yalnızca ve yalnızca , BİR İNSAN, varlığı tehlikede olan İNSAN neslinin ( TÜRKİYE denen toprak parçasında,her nasılsa yaşayan ) bir MENSUBU olarak,tarif etmeye yeltendiğimiz ZİHİNSEL geri bıraktırılmışların , muhtemel katliamlarına DİKKAT çekmek ve sorumluluk çağrısı YAPMAK dileğiyle KALEME ALIYORUZ.

Dünyamızın ciddi bir bölümü,çatışmalarla doludur.

DİKKAT : Avrupa kıtasında, hiç çatışma var mı!

Dikkat: yeni RUS imparatorluğu içinde, hiç çatışma var mı!

Çatışmalar neden ve ısrarla İSLAM odaklı!

Bu ısrarcı tutumun, TÜRKİYE içerisinde, ne denli KIŞKIRTICI OLABİLECEĞİNİ düşünen,hesap edebilen var mı!

CHP ye, KK oğlu ‘na küfretmekten ,artan zamanda, bîzahmet, düşünseniz DİYORUM.

 

Bu çatışmaların/ çatıştırmaların, DENETİMLİ olduğundan, zerre kadar şüpheniz olmasın.Ama , her ne olursa olsun,denetimli/denetimsiz,her türlü ÖLÜMCÜL silahlı/sözlü  ÇATIŞMA-AŞAĞILAMA-HAKARET-YOK SAYMA, insanlığımızın bir saat sonrası için,ONULMAZ bir tehdittir, felakettir…

Bugün, 2. dünya savaşı sonrasının SAHTE cepheleşmesi olan KOMÜNİST-ANTİ KOMÜNİST (( bir ara oluşturulan 3. Dünya/bağlantısızlar cephesi )) bloklar adına, SOĞUK SAVAŞ denen, dünyanın korkutularak DENETİM altında tutulması süreci, yine kapalı kapılar ardında , hiç bilmediğimiz/bilemeyeceğimiz SATRANÇ oyunları gibi ilişkiler sonucunda, ANİDEN bitirildi.

Bir sabah bir uyandık ki…

Ortada ne Sovyetler var ne demir perde var.

Yahu “” BUNLAR”” az önce burada değiller miydi???

HANİ Troçki(***) , “önce Sovyetler birliği,sonra da dünya devrimine sıra gelecek” diyordu ya!!!

Romanya’nın TEMEŞVAR şehrinde, MACAR sınırına yakın bir kentte, MACAR REFORM KİLİSESİ papazı, LASZLÖ TÖKEŞ’e yaktırılan “”çıra”, bir anda tüm demir perde ülkelerinin, ardı ardına yıkılmasını sağladı.

DOMİNO kuramı mı diyorlar buna !! ??

TUHAF değil mi!

Dünyayı tir tir titreten SOVYET “imparatorluğu”, birkaç yıl içinde, cart diye nalları dikti.

Şimdi oturup, serin bir akılla düşünmemiz gerekir.

Yazı serimiz bitmedi, sakın ha!

(***) Alın size bir iddia : TROÇKİ’nin “”dünya devrimi” modelini, bugün,tıpatıp “”ABEDE”” uyguluyor dersem, ne dersiniz!

0000000000000000000000000000000000000

 

Ölü bir ruh için otopsi denemesi

Özgürlük düşünmektir

3

1984 yılının ilk aylarında, bugün milli eğitim bakanlığı,hizmetiçi (!?) eğitim enstitüsü olarak kullanılan bina, bir kısmı iki yıllık TURİZİM OTELCİLİK YÜKSEK OKULU, digeri de, dört yıllık turizm otelcilik fakültesi idi.

Dayım,dört yıllıkta ben de iki yıllıkta, öğretim görevlisi olarak, gönüllü ders veriyorduk.Buna rağmen,”devlet” , bize,saat ücreti ödüyordu. vallahi…

Derslere, ikinci devre başladığım için, çocuklar beni çok merak ediyorlardı.Belki inanmayacaksınız ama, bana yüklenen üç ders te, hoca “”yokluğundan” dolayı, koca bir devre ,boş geçmişti.

İlk derste, fark ettim ki, sınıfın ağaları yoklar.Kantindeler.

Hiç sesimi çıkarmadım, “yok” da yazmadım.Belli ki, “kalfalarını”, “Siz derse girin , teneffüste,gelip bize rapor verirsiniz “ şeklinde buyruklamışlar olsa gerekler.

Yanılmamışım.

İkinci derse, en ağır olanı,( sınıfın Sedat abisi) , irice montu omuzlarına atılmış bir şekilde sınıfa girmişti. 

Sırasına giderken , beni , 45 derecelik bir baş açısıyla , hafif küstah bir şekilde de selamlamayı , ihmal etmemişti.

Biz bu durumu, bilerek yedik makamına yürüdük.Ancak, dersi, bu vesileyle, değişik başlatmayı düşündük.

Tekrardan hoş geldiniz arkadaşlar diyerek, gözümüzün kestiği bir erkek öğrenciyi yanıma çağırıp, sınıf kapımızda ne yazdığına bakıp, gelmesini söyledim.Tahmin edeceğiniz gibi, başta çağırdım öğrenci olmak üzere, tüm sınıf ( 39 kişi), bu istemim karşısında, bana tuhaf tuhaf bakmaya başlamıştı.

Öğrencim, yanıma gelip, “ Turizm ikinci sınıf dersliği yazıyor hocam “dedi.

Teşekkür ettim.

Dönüp, tahtaya “,bitirimhane nedir “ şeklinde bir tümce yazdım.

Her kafadan bir ses çıkınca, “Durun” dedim, “Sedat abiniz, tahtaya gelip, bitirim ve bitirimhanenin ne olduğunu size anlatacak, hoş olur,ne dersiniz dedim”…

Sınıf,buza kesti.

Tahtayı sildim.

“Nasıl ders yapacağız” diye sormuştunuz, işte yanıtı” deyip:

“kafanızın içi ne denli özgürse,o kadar zevkli ve neşeli ders yapacağız arkadaşlar” deyip, ısrarla Sedat’ı tahtaya davet ettim.

Sedat,ıkına sıkına geldi.

“Sedat, sen omzunda mont, derse öyle girince,birden,acaba doğru yerde miyim diye endişelendim “ dedim.

“Neyse ki kapımızda, TURİZM 2 DERSLİĞİ yazıyormuş da, doğru yerdeymişim, boşa endişelenmişim ” dedim.

Nasıl ama!

Başımdan geçen bu olayı, bilerek yazıyorum.

Şimdi nedenini anlatmaya geldi sıra.

Bir “”sultan(!)” , bir devlet adamı,bir topluluğa baş olan her kimse…

Şayet, eğer aklı sımsıkı başında ( bile olsa) ise.

DALKAVUKLARI, “o kişinin”,aklının( olabilecek) zayıf yanlarını keşfe çıkarak, hata yapmasını SAĞLAMAYA çalışırlar.

Hatta yakın çevresindeki vezirleri/bakanları/danışmanları, KAFALARININ entrikaların dolambaçlı,karanlık labirentlerine alışık olmaları yüzünden,KARANLIK ve DOLAMBAÇSIZ olmayan hiçbir İYİLİĞE, akılları ermez.

DİNLEYİN…

Günün birinde,çivi ile madeni vida, MADENİ ÇÖMLEK ile TOPRAK ÇÖMLEĞİN , birlikte yolculuk ettiklerini duymuşlar.

Onlar da birlikte yolculuk etmeye başlamışlar.

AKŞAM olduğunda, bir kalasın üstünde bir delik fark edip, geceyi orda geçirmeye karar vermişler.

Deliğe, önce çivi girmek istemiş.

Sağını,solunu yaralamış,berelemiş ve girmekten vazgeçmiş.

Bunun üzerine vida, şansını denemek istemiş.

Çivi, “ben giremedim,sen bu eğri büğrü halinle, nasıl girebilirsin ki demiş” vida’ya.

Vida, şu yanıtı vermiş…

“Ben,senin içine giremediğin bu deliği bilirim.benim eğri, büğrü,pürtüklü olduğumu söylüyorsun.Zaten,benim içeri girmemi sağlayacak olan da, bu özelliğim zaten.

Çünkü o delik de,benim gibi eğri,büğrü, pürtüklü. 

Benim tam denk geleceğim şekilde”.

Bu destek öyküsünden ne anladınız,ne anlamadınız bilemem.

AMA bilmenizi isterim ki, bu ülkeyi 70 küsür yıldır, hep ÇİVİLER(!)  yönetiyor.

Bu ülkede VİDA yapmasını bilen, yalnızca İZZET BAYSAL FITTINGS’le,Tarsuslu Hasan Şemsi abimizin BERDAN GALVANİZ şirketleridir…

Ben yazıp, bildirdim.

Gökler gönlünüze göre de verebiliiiir.

Ya da.???

 



 
  YAZARIN ARŞİVİ
 
  • Kötülüğün sıradanlığı üzerine! 2

  • Bugünlerin kötülüğüne dair

  • ”TARSUS’a“ NOT düşmek

  • BİR İNSANLIK TÜRBÜLÂNSI(*)

  • Çok acılı,köyün delisi hikâyeleri

  • Tarsus-Trabzon Hattı

  • ÖLÜ bir RUH üzerine OTOPSİ denemesi

  • “Düşmanı” Yıpratma Savaşı 2

  • “Düşmanı” Yıpratma Savaşı 1

  • Kısa Pantalonlu Gezintiler 2

  • Kısa Pantalonlu Gezintiler 1

  • Kaçgün 1

  • Postajna Mağarası

  • Görülen Lüzum Üzerine ”TİT” Açıklaması 2

  • Bir Sosyo/Matematik Davranış Olarak Türkiye’nin Gidişatı

  • Sonsuz (Sungur) Bey Tarihi! 3

  • Görülen Lüzum Üzerine ”TİT” Açıklaması 1

  • Sonsuz (Sungur) Bey Tarihi! 2

  • Sonsuz (Sungur) Bey Tarihi! 1

  • İLTİHAP!

  • 6.NEŞTER

  • 5.NEŞTER

  • 4.NEŞTER

  • 3.NEŞTER

  • 2.NEŞTER

  •  
      YORUMLAR
     
    Adınız Soyadınız :

    Yorumunuz          :

    Güvenlik Kodu     : Güvenlik Kodu
    Kod                        :

     

     
      FLAŞ HABER
      HABER ARA
     
     
      
      FLAŞ HABER
      EN ÇOK OKUNAN
    • Bu Ay
    • Bu Hafta
    • Dün
    • Bugün
     
      SOSYAL MEDYA
     
      YAZARLAR
     
     

     




     
     
    ANASAYFA İLETİŞİM KÜNYE GÜNCEL HABERLER SİYASET HABERLERİ SPOR HABERLERİ GİZLİLİK İLKELERİ

     

    fotohaber.net | İnternet Gazetesi | Resmi Web Sitesi | Siteden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
    fotohaber.net © Copyright 2005-2021 Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz, kopyalanamaz, kullanılamaz.

    URA MEDYA