Balık çiftlikleri meselesi yıllardır başımızın belası.
Mersinli "kurulmasın" diye çırpınıyor.
Rantçılar, doğa düşmanları, "gelecek" nedir bilmeyen paragözler ise "kurulsun" diye ellerindeki tüm güçleri kullanıyorlar.
Onlar kendi çıkarlarının peşinde, Mersinli çocuklarına bırakacağı doğa mirasının peşinde.
Burada çok çelişkili bir durum yok.
Çelişki biz de.
Mersinliler de demeye dilim varmıyor.
Yüzde olarak çok büyük bir kesim konunun farkında değil.
İşinde, gücünde, ekmeğinin peşinde.
Onlara lafım yok, olmazda zaten.
Ancak bu kentin kaderi üzerinde az çok etkili bir yazar-çizer ve doğa koruyucusu insanlar, dernekler var.
Özellikle yazar-çizer bölümüne benim takıntım.
Tüm değerleriyle mesleğine sahip çıkmaya çalışan, gazeteci olan ve olmaya çalışan arkadaşlarımızı tenzih ederim.
Çakal'ı, çapulcusu, kıç yalayıcısı bol bir mesleğimiz var ne yazık ki.
Aramıza sızmışlar.
İçimizdeki İrlandalılar sayesinde "sızdırılmışlar" demek daha doğru olur aslında ve ayrı bir yazı konusudur.
İçlerinde eli kalem tutanı da var, iki satır yazamayanı da.
Ortalarda "gasteci" diye geziniyorlar.
Kendilerine "Araştırmacı Gazeteci-yazar diyebilenler bile var.
Olmadı şekil yapanlar var.
Kasketlisi, protokol kılıklısı, şalvarlısı, ak saçlısı, bonus kafalısı, kravatlısı, yeleklisi, çantalısı, bıyıklısı, köşelisi, sponsor arayıcısı.
Sayısı da bol, çeşidi de.
Hiçbirinin temeli bu meslek değil üstelik.
Bir yerlerde sürtmüş, emekli olmuş ve bu işe atlamış.
Ellerinde bir yayın organı da yok üstelik.
Ben bu işi "yapabilirmiyim?" diye bir dertleri hiç yok.
Lokantada masa altında dolaşan kediler bunların yanında masum kalır.
Doğa savunucularına hakaret etme, sataşma cüretini bile gösteriyorlar.
O kadar da Çakaldırlar yani.
Kendileri kadar kafasız, gölgesinden bile korkan, "protokole nasıl girerim" hesabı ile üst düzey kıç yalayıcılığı yapan insanların yanında gezer, kıç yalayıcıların yalayıcılığını yapar bu çakallar.
Sosyal medyada iki resim atar, kırık bir Türkçe ile iki satır yazıp, birinci sınıf protokolden nemalanmaya çalışırlar.
Meşhur fıkrada ki gibi; Ormanlar Kralı Arslan'ın atadığı "Orman Müdürü oldum" havasında dolaşırlar.
Aklı başında sandığımız bazı insanlar bile bunları ciddiye alır.
Karınlarını doyurur, sigaralarını ceplerine koyarlar yalakalıklarının karşılığında.
İşte bu çakallar doğal olarak Rantiyenin yanında yer alıp, Balık Çiftlikleri zararsızdır algısı yaratmak için uğraşırlar.
Kaç balık yemiş, ceplerine kaç kuruş koymuşlardır "yaratıcı" yazılarından anlaşılır zaten.
İşte takıntım bunlaradır.
Ve bunlara prim veren sözde iş adamları ile siyasetçileredir.
Bu bataklığı hep beraber kurutmamız gerekiyor.
Bu sinekleri afişe etmezsek, dışlamazsak hep beraber daha çok bulantı çekeriz.
Demedi demeyin.
**
Sevdiğim Laflar:
"ŞAŞI'YA ÇAKIR DEMEKTENSE "KÖR" DE KURTUL.."
|